Azınlık İlkokullarına Müdür Atamaları

Okul müdürleri atamalarında malesef yine şikayetlere neden olacak şekilde hareket edilerek, adil ve objektif kriterleri uygulamak yerine, bazı meslektaşların idari soruşturmaları, bazılarının da meslek dışı faliyetleri bahane edilerek müdürlükleri engellendi.

Bunun üzerine arkadaşlar arasında sürtüşmelere neden olan adil kriterlere dayanmayan bu tür uygulamara karşı olduğumuzu bildirmek için D.M.T eğitim müdürlüğüne rahatsızlığımızı dernek yönetimi olarak yazılı olarak ilettik. 

Gönderdiğimiz yazı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

M/VEKİLİ SN. İLHAN AHMET ZİYARETİ

Haftaiçi görüşmemizde m/vekilinin eğitim sorumlusu ile kararlaştırılmış olan görüşme bugün 10 Eylül 2020 Perşembe günü saat 11:00’de gerçekleşmiştir. Görüşmeye yönetim kurulumuzu temsilen başkan İdris HASAN ve G. Sekreter Hakkı HACı’nın katılmışlardır.

Milletvekilimiz sn. İlhan Ahmet ile görüşmemizde Azınlık eğitimi ve öğretmen camiamızı ilgilendiren konular ele alınmıştır. Özellikle de vekilimizin Bölge Eğitimi Müdürü sn. Bantikos ziyareti öncesi yazılı olarak sunduğumuz taleplerimiz konusunda kendilerine verilen cevapları dinleme fırsatı bulduk.

Ayrıca bu konuların çözümüne yönelik bundan sonra yapılması gerekenleri istişare ederek çalışmaların sürüdürülmesi konusunda mutabık kaldık. Kendilerine azınlık eğitimine verdikleri önemden dolayı teşekkür ediyor, konuların takipçisi olmasını bekliyoruz.

AZINLIK OKULLARI EĞİTİM ŞARTLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ

Yeni eğitim yılı başlarken azınlık ilkokullarının daha iyi eğitimi verebilmesi için eksik olan öğretmen kadrolarının tamamlanması, tamgün eğitim programı için dilekçe sunan okullarımızın bu talebinin karşılanması istikametinde salgın şartları ve eğitim bakanının açıklamaları bağlamında yeniden gözden geçirilmesi isteğimizi ilgili kurumlara ilettik. Bu taleplerimiz yunanca öğretmenleri TRİS İERARHES derneği ile mutabık kalındığından dolayı ortak açıklama olmasa da aynı paralelde olmuştur.

Resmi metin aşağıdadır:

ΘΕΜΑ: Ζητήματα λειτουργίας μειονοτικών σχολείων

Το Δ.Σ του σύλλογός μας μετά από συνεδρίαση του αποφάσισε να καταθέσει  τα παρακάτω αιτήματα  που πιστεύουμε ότι θα συμβάλλουν στη εύρυθμη  λειτουργία των μειονοτικών δημοτικών σχολείων.

Κ. Περιφερειακέ,

Μετά το κάλεσμα της κ. υπουργού παιδείας προς τους γονείς να εγγράψουν τα παιδιά τους στο ολοήμερο πρόγραμμα θεωρούμε ότι θα ήταν προς σωστή κατεύθυνση η έγκριση   λειτουργίας σχολείων που έχουν συγκεντρώσει αριθμό εγγραφών στο ολοήμερο πρόγραμμα μεταξύ 10-15 μαθητών όπως προβλέπει η νομοθεσία έστω μόνο για την φετινή σχολική χρονιά. .

H ώρα σίτισης πρέπει να αναγνωριστεί ως διδακτική και στα ολιγοθέσια μειονοτικά ολοήμερα δημοτικά σχολεία όπως ισχύει σε όλα τα πολυθέσια σχολεία. Η ώρα σίτισης έχει αναγνωριστεί ως διδακτικό αντικείμενο δια νόμου.

           Πρέπει να υπάρξει πρόβλεψη υποστήριξης των μαθητών που χρειάζονται παράλληλη στήριξη και στο μειονοτικό πρόγραμμα του μειονοτικού δημοτικού σχολείου.

Με ιδιαίτερη εκτίμηση και σεβασμό

Για το Δ.Σ. του Συλλόγου Δασκάλων Αποφ. Ε.Π.Α.Θ. Ν. Ροδόπης-Ν. Έβρου

Ο                                                         Ο

Πρόεδρος                                    Γ. Γραμματέας

Χασάν Ιδρίς                                        Χατζή Χακκή

ŞAPÇI AZINLIK İLKOKULUNUN YENİ GÖRÜNÜMÜ

Şapçı Azınlık İlkokulumuz yapılan tadilat ve boya badana çalışmalarından sonra öğrencilerini yeni çehresiyle karşılamaya hazırlanıyor. Gerçekten örnek olacak bir çalışmayı yapan okul idaresi, encümen heyeti ve öğrenci velilerini yürekten kutluyoruz. Okul onlara yakıştı! diyoruz.

Şapçı Azınlık İlkokulu 2020
Şapçı Azınlık İlkokulu 2020

Örnek olması dileğimizle halkın beğenisine sunuyoruz

BAŞKAN İDRİS HASAN’IN 2020-2021 EĞİTİM YILI MESAJI

Sevgili öğrenciler,

Yeni bir eğitim yılı önümüzdeki günlerde başlayacak. Biz öğretmenler de sizlerle buluşmayı dört gözle bekliyoruz. Sizi çok özledik. Geçen yıl başlayan salgından dolayı bir dönem okuldan uzak kalmak zorunda kaldınız. Ama derslerden ve birbirimizden asla uzak kalmadık. Uzaktan eğitim araçları sayesinde bizler yine okulda olmasa da sanal sınıflarımızda hep beraber olduk.

Bu eğitim yılında dileğimiz okuldan uzak kalmayalım; ancak bu gerekli olursa da yine uzaktan eğitim ve bilişim teknolojileri sayesinde beraber olmayı sürdüreceğiz. Oluşturacağımız sanal sınıflarımızda aynen okulda yaptığımız gibi derslerimize devam edeceğiz. Bir yandan eşzamanlı olarak derslerimizi işlerken, diğer yandan da eşzamanzız ders-ödev paylaşım ortamlarında öğrendiklerimizi ve becerilerimizi gerek öğretmenimize, gerekse de sınıf arkadaşlarımızla paylaşarak  bilgilerimizi artıracağız. Dileğimiz hiç bunlara gerek kalmasın ki, eğitim yuvalarımızda beraber olalım ve yeni bilgiler edinmenin sihirli dünyasında yolculuğumuzu sürdürelim.

Okula yeni başlayacak minik yavrularımızı da yeni yuvalarında sevgi ve şefkatle bekliyoruz. Okul yaşantısına atacakları bu ilk adımlarda öğretmenleri her durumda onların yanında olacaklar. Büyük sınıflardaki abi ve ablaları da onlara asla evlerini aratmayacak bir ortam oluşturacaklardır. Onlara ikinci ailelerine hoş geldiniz dileklerimizi sunuyoruz.

Değerli velilerimiz,

Sizler çocuğunuzun eğitim yaşamında en başından beri varsınız. Sizin desteğiniz olmadan bu süreç gerçekten çok eksik kalacaktır. Salgın nedeniyle uzaktan eğitim okulunda ise bu desteğinize her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Ama biliyoruz ki sizler çocuğunuzun geleceği söz konusu olduğunda hiçbir fadakarlıktan kaçınmıyorsunuz. Sizlerden istediğimiz, gerekli olduğu takdirde çocuğunuza uzaktan eğitim imkanlarını sağlamanız ve ona zaman ayırmanızdır. Evet, zaman ayırmanız bu süreçte ona verebileceğiniz en büyük katkı olacaktır. Bunu yapıyorsunuz, yapmaya da devam etmeniz çok önemlidir.

Kıymetli velilerimiz,

Yıl içerisinde gerek okulların ve sınıf öğretmenlerinin düzenlediği bilgilendirme amaçlı toplantılara, gerekse de diğer ilgili kurumların eğitim konulu davetlerine icabet etmeye gayret ediniz. Burada edineceğiniz bilgiler ve yönergeler çocuğunuza daha verimli destek olmanıza katkı sağlayacaktır. Tekrar vurgulamak istiyorum. Çocuklarımız bizlerin en değerli hazineleridir. Onlar için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Yardımcı olabilmek için de nasıl yardım edebileceğimizi bilmemiz gerekmektedir.

Değerli öğretmenler,

Sizler zaten her şartta eğitime hızmet etmektesiniz. Çocuklarımızın iyi bir şekilde geleceğe donanımlı olarak hazırlanması görevini sırtlandınız. Bu kutsal görevi lâyıkıyla yerine getirmek için her türlü fedakârlığı yapmaktasınız. Özellikle de bunu geçen eğitim yılında salgın sebebiyle okullar kapatılınca uzaktan eğitimle öğrencilerinize okul ortamını aratmayacak düzeyde ders ortamları hazırlayıp, onların derslerde kayıp yaşamaması için elinizden geleni ortaya koydunuz. Gururla belirtmek isterim ki azınlık okullarımız bu alanda çok başarılı bir sınav vermiştir. Bu herkes tarafından dile getirilmektedir. Öğrencilerimizi de bu bağlamda teknolojiyi ders aracı olarak kullanma becerilerinden dolayı ayrıca kutlamak istiyorum.

Üniversite sınavlarında başarılı olan öğrencilerimizi de gönülden kutluyor, yüksek öğrenim hayatlarında başarılar diliyoruz. Bizler de her şartta onların yanında olduğumuzu unutmasınlar. Ne kadar uzakta olursalar olsunlar kendi toplumlarını, gelenek ve göreneklerinden uzaklaşmamalarını temenni ediyoruz.

Ayrıca eğitim olgusuna müdahil tüm kişiler ve kurumlar da özverili çalışmalarını sürdüreceklerinden, öğretmenlerin kutsal görevlerini yaparken işlerini kolaylaştıracak ve verimliliklerini artıracak katkı sağlayacaklarından şüphe duymuyoruz. Zira hedef aynı, istikamet aynıdır. Hedef çocuklarımızın aydınlık yarınlara ulaşmalarını sağlamak ve bölgemizin her yönden kalkınmasını kapılarını aralamaktır.

BAŞKAN

İdris HASAN

RODOP İLİ EĞİTİMCİLER DERNEĞİ “TRİS İERARHES” İLE GÖRÜŞMELER VE ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

Necat AHMET’in derneklerimizin ortak açıklamasını konu edindiği köşe yazısı…

Derneklerimizin ortak açıklaması Millet Gazetesi sayfalarında…

DERNEĞİMİZİN 2020 OLAĞAN SEÇİMLİ GENEL KURULU

BAŞKAN SALİH AHMET’İN KONUŞMASI

Değerli meslektaşlar,  değerli basın mensupları,

             Rodop Meriç İlleri Selanik Özel Pedagoji Akademisi Mezunu Türkçe Öğretmenleri  Derneği olarak, gerçekleştirdiğimiz yıllık olağan kongremize hepiniz hoşgeldiniz.      

            Değerli oylarınızla bizleri göreve getirdiğinizden bu yana,  görevimizi her anlamda layıkıyla yerine getirmeye çalıştık.  Varlık mücadelesi veren okullarımızın ayakta kalması için toplumca yapılması gerekenleri ve mücadele yollarını aradık.   Bunun yanında üyelerimizin özlük haklarıyla ilgili gerekli mücadeleyi verdik.

 Üyelerimizin çıkarlarını korumakla yükümlü olduğumuz bilinciyle hareket ederek , üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirdiğimize inanıyoruz.  Görevimiz süresince, asıl ağırlığı okullarımız ve azınlık eğitimi üzerine verdik ve enerjimizin büyük bölümünü bu yönde harcadık. Çünkü bizi bekleyen tehlikeyi sezdik ve eğer hiç bir şey yapılmazsa, gelecek on yıl içinde okul sayımız bu günkü sayının yarısından aşağıya ineceğini gördük. Biraz sonra ekrana yansıtacağımız azalma, ne yazık ki bunu doğrulamaktadır. Toplam kayıtlardaki düşüş içler acısı.  Yapılacak tek şey önce erozyonu durdurmaktı. Biz göçleri durduramazdık.Biz doğurganlığı arttıramazdık. Ancak bizim yapabileceğimiz başka bir şey vardı: Eğer toplum ve öğretmenler elele verirsek, azınlık okulunu terkedip devlet okullarını tercih eden ailelerle ilgili yapacağımız şeyler olduğunu gördük. Bunu denedik. Öncetoplumun hemen hemen bütün STK larını derneğimize davet ederek bilgilendirme ve bilinçlendirme toplantıları düzenledik ve elele verince bazı yanlış algıların değişebileceğini gördük. Okullarımız varlık mücadelesi verirken biz başka türlüsünü yapamazdık arkadaşlar. Tabi ki önce okullarımızı ayakta tutmanın mücadelesini verecektik.  Çünkü okul varsa eğitim olacaktı, çünkü okul varsa öğretmen olacaktı, çünkü okul varsa sendikal haklarımızdadan bahsedebilecektik. Dikkat edilirse verdiğimiz mücadelenin içinde bu saydıklarımın hepsi var.

      Bazı arkadaşlarımız hala meselelerin toplumdan ayrı, sadece yetkililerle çözüleceğine inanmaktadır. Biz öyle düşünmüyoruz. Tabi ki biz herkesle diyaloğu sürdürmekten yanayız ve resmi düzeyde temaslarımız devam ediyor ve edecek te. Fakat unutmayalım ki biz bir sendikayız ve bizim bazı prensiplerimiz var. Biz önümüze geleni imzalamak için değil, kendi düşüncelerimizi kendi taleplerimizi onlara iletmek ve yaptırmak için varız. Yine bazı arkadaşlarımız devlet nazarında önceki konumumuzla şimdiki konumumuz arasındaki farkı göremiyor. Bu arkadaşlar şunu unutuyorlar: Artık devletin gözünde eski SÖPA’lı yok. Eskiden  bize ihtiyaç vardı. Çünkü okullara öğretmen lazımdı. Şimdi okullarımızın bir bir kapandığı, iş yerlerinin bir bir azaldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bize neden ihtiyacı olsun ki!  İşte burada dernekçiliğin önemi bir kez daha artmaktadır arkadaşlar. Biz güçlü olmalıyız. Biz önemli olduğumuzu göstermeliyiz ki bizi kaale alsınlar. Aksi takdirde 150 kişilik bir sendikayı kimse kafaya takmaz.

Sıfırlayıcı bir mantıkla bakıldığında hiç bir şey yapmamış gibi gösterilmeye çalışılan bu yönetim şunları başardı değerli meslekteşlar: Demokritus Üniversitesi çatısı altındaDidaskaliyo diye bir kurum açılacaktı biliyorsunuz. Bu bölümün doğuracağı sakıncaları gördük ve karşısında olduk. Nitekim faaliyete geçmedi.Tek tip tam gün uygulamasının okullarımızda uygulanmamasını sağladık. Cuma meselesine günümüze kadar dokunulmamasını sağladık. Türkçe yasağına karşı verdiğimiz mücadele,  Dernek tüzüğünün başlık ve içeriğinin değiştirilmesi için başlattığımız ve devam eden süreç, iki SÖPA derneğinin ortak çalışmaları, diğer STK ‘larla çalışmalar, birlikte eğitim kongreleri, iftarlar, boykotlar, okullarımızı korumak için toplumla biirlikte verdiğimiz mücadele ve başarılı sonuçlar… Evet biz bütün bu çalışmalarımızla birilerini rahatsız ettiğimizin farkındayız. Anlayamadığımız tek şey, bizim neden rahatsız olduğumuzdur.  Ha sendikacılığı iyi bilmediğimizden dolayı bazı hatalar yapmış olabiriz. Herkes hata yapabilir. Mühim olan hatalardan ders çıkarmaktır. Kimse anasından sendikacı  veya dernekçi doğmadı arkadaşlar. Sendikacılığı yaşarken öğreniyoruz. Çünkü sendikacılık bir meslek değildir. Kim ben sendikacılığı iyi biliyorum derse yalan söylemiş olur. Bunun yanında yine de ben bu işi sizden daha iyi yaparım diyen varsa buyursun adaylığını koysun.  Sigortasız yıllarla alakalı mücadele verilmediğini düşünen arkadaşlar için şunları söylemek istiyorum:

Bu işin mağdurlarından olan bizler yönetime gelir gelmez bu meseleye el attık. Derneğin tarihinde ele alınmamış bir meseleydi bu. İlk defa biz gündeme getirdik. Tabi ki bu zor bir mesele. Hemen çözülmesini beklemek yanlış olur. Biz meseleyi onlarca defa yazılı ve sözlü olarak dile getirdik. Netice alamadığımız doğrudur. Ülkemizde ve diğer memleketlerde sendikaların isteklerle dolu listeleri vardır. .   Bir yılık, iki yıllık, 5 yıllık, on yıllık, yirmi yıllık istekler. Bizdeki bazı istekler de böyledir. Kimisi çözüme ulaşır kimisi ulaşmaz. Daha uzun soluklu mücadeleye gerek duyulur. Dernekçilik yapanlar bunu iyi bilirler. Mücadelesi verilir ve beklenir. Derneğimiz kurulalı beri talep ettiğimiz ve sonuç alamadığımız birçok mesele varken niçin bu mesele büyüteç altına alınıp bu kadar üstümüze gelindiğini anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz de dönüp şunu diyebiliriz. Niçin seminer meselesine bir çare bulmadınız? Niçin şunu sonuçlandırmadınız, bunu sonuçlandırmadınız diye eski yönetimlere. Bu yerinde bir eleştiri mi? Netice almak önemlidir evet. Bizim de netice aldığımız meseleler oldu fakat hiç netice alamadığımızkiler de var. Bunlar hep olacak. Önemli olan mücadelenin verilip verilmediğidir.  Biz yapılaması gerekenleri yaptığımızı sanıyoruz.   Bu noktada şunu söylemekte yarar var sanıyorum.   Sorunları ancak dernek aracılığıyla çözebileceğimize hem kendimiz inanmalı, hem başkalarını inandırmayız. Eğer kişiler ve gruplarla çözmeye kalkarsak, bu bizi geçmişe, derneğin olmadığı karanlık günlere götürür ki, bundan ancak biz zarar görürüz.

         Yunanca Müfredatı Öğretmen Derneğiyle yapılan görüşmelere kısaca değinmek istiyorum:

           Önce neden buna gereksinim duyulduğunu anlatmak istiyorum:  Bir defa okullarımızda yunanca ve türkçe olmak üzere iki dilde eğitim verildiği ve okullarımızın varlığının devamının her iki dilin de bu okullarda iyi öğretilmesine bağlı olduğunu biliyoruz. Aileler daha iyi yunanca için çocuklarını devlet okullarına gönderiyor.  Bu gerçeği göz önünde bulundurarak, eğitimde kalitenin arttırılması için neler yapılması gerektiği hususunda okullarımızdaki yunanca öğretmenlerinin de düşünceleri bizim için önem arzediyordu. Gayrı resmi görüşmelerimizde bazı ortak noktalarımız olabileceğini gördük ve resmi görüşme gerçekleştirmenin yerinde olacağına karar verdik.  İki dernek YK üyeleri bir defa onların bir defa da bizim derneğimizde olmak üzere iki toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantılarda uzlaştığımız ve fikir birliğine vardığımız bazı konular oldu.Görüşlerimizi bir ortak metinle açıkladık.  Şunu belirteyim ki bu sadece görüşlerimizi yansıtan bir basın açıklamasıydı ve üzerinde çalışılması gereken konular olduğunu biliyoruz. Kesinlikle nihai bir metin değidir. Daha çok ileride yapılacak istişarelerde kullanacağımız ortak görüşlerdir. Ve herhangi bir bakana da gönderilmiş değildir. Dikkat ettiyseniz bu metinde, sendikal sorunların dışıda sosyal boyutu olan diğer konuların istişaresinde uluslarası hukuk çerçevesinde azınlığın ve ilgili tarfların söz sahibi olması gerektiğini vurguladık. Azınlık okullarının faaliyetlerinin durdurulmasında ailelerin ve okul encümenlerinin fikrinin alınması kaydı ve getirilecek bütün yeniliklerin azınlık okullarındaki mevcut iki dillilik esasınına göre yapılmasında hemfikir kalınması önemliydi.

Meyve veren ağaç taşlanır derler. Demek ki biz de bir şeyler üretmişik sevgili meslektaşlar. Son zamanlarda üstümüze çok gelinmesinden bunu  anlıyor ve mutluluk duyuyoruz. Biz, niyetimizden hiçbir zaman şübhe duymadık. Doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam ettik. Bundan sonra da yürümeye devam edeceğiz.

      Bu duygu ve düşüncelerle kurulumuzu selamlıyor, seçimlerde adaylığını koyacak olan bütün meslektaşlara başarılar diliyorum.

ΚΟΙΝΗ ΑΝΑΚΟΙΝΩΣΗ ΣΥΛΛΟΓΩΝ

Οι δύο Σύλλογοι μας (Σύλλογος Εκπαιδευτικών ΠΕ Ροδόπης «Οι Τρεις Ιεράρχες» και Σύλλογος Δασκάλων Αποφοίτων Ειδικής Παιδαγωγικής Ακαδημίας Θεσσαλονίκης Ν. Ροδόπης – Ν. Έβρου) πραγματοποίησαν για πρώτη φορά επίσημη συνάντηση των Διοικητικών Συμβουλίων τους. 

Η ιστορική αυτή συνάντηση επιβεβαιώνει την κοινή θέληση των δύο Συλλόγων για συνεργασία, παραγωγικό διάλογο και κοινούς αγώνες στην κατεύθυνση υπεράσπισης των μορφωτικών δικαιωμάτων των παιδιών της μειονότητας αλλά και των εργασιακών και άλλων δικαιωμάτων των εκπαιδευτικών.

Κατά τη διάρκεια της συνάντησης συζητήθηκαν αρκετά ζητήματα και προέκυψαν μια σειρά από συμπεράσματα που αφενός απηχούν τις θέσεις και των δύο συλλόγων αφετέρου ανοίγουν το δρόμο για περαιτέρω λεπτομερέστερες επεξεργασίες και αναλυτικές προτάσεις.  Συγκεκριμένα:

Α) Οι δύο Σύλλογοι θεωρούμε πως η παρεχόμενη εκπαίδευση στα μειονοτικά σχολεία πρέπει να αντιμετωπίζεται με την δέουσα ευαισθησία που αντιστοιχεί στη σημασία της και διεκδικούμε ένα σύγχρονο μειονοτικό δημοτικό σχολείο που να  ανταποκρίνεται περισσότερο στις μορφωτικές ανάγκες των παιδιών και της κοινωνίας.Θα έχουμε το επόμενο διάστημα συνεχή συνεργασία για τη διαμόρφωση σχετικής αναλυτικής πρότασης που σε γενικές γραμμές θα περιλαμβάνει:

~ Νέα νομοθεσία πλαισίου λειτουργίας μειονοτικών σχολείων πάνταστην κατεύθυνση σεβασμού του πολιτισμού και των δικαιωμάτων της μειονότητας όπως αυτά καθορίζονται και προστατεύονται από το Διεθνές Δίκαιο. Οι επιμέρους ρυθμίσεις ζητημάτων λειτουργίας του Μειονοτικού Δημοτικού Σχολείου οφείλουν επιπλέον να καλύπτουν τις μορφωτικές ανάγκες των μειονοτικών μαθητών και να μην παραβιάζουν τα εργασιακά δικαιώματα των εκπαιδευτικών.

~ Νέο αναλυτικό και ωρολόγιο πρόγραμμα συνεργασίας μεταξύ των δύο προγραμμάτωνπου πρέπει να περιλαμβάνει και επιπλέον σύγχρονα διδακτικά αντικείμενα (π.χ. πληροφορική). Ειδικά για το ωρολόγιο πρόγραμμα πρέπει να υπάρξει άμεσα νομική ρύθμιση για το πρόγραμμα της Παρασκευής που να σέβεται τα θρησκευτικά καθήκοντα των μουσουλμάνων μαθητών και εκπαιδευτικών, το υπάρχον εθιμικό δίκαιο και να κατοχυρώνει τόσο την ασφάλεια των μαθητών όσο και τα εργασιακά δικαιώματα όλων των εκπαιδευτικών πρωινού και ολοήμερου προγράμματος.

~  Νέα βιβλία και για τα δύο προγράμματα με τη συνεργασία όλων  των ενδιαφερομένων μερώνπου να υπηρετούν το ανωτέρω συνεργατικό αναλυτικό και ωρολόγιο πρόγραμμα.

~ Πανεπιστημιακού επιπέδου επιμόρφωση για τους εκπαιδευτικούς και των δύο προγραμμάτων.

~  Θεσμοθέτηση προγράμματος πρόσθετης διδακτικής στήριξης με μόνιμο τρόπο που να αντιστοιχεί σε δύο ώρες κατ’ ελάχιστο την εβδομάδα για κάθε πρόγραμμα (ελληνόγλωσσο -τουρκόγλωσσο) σε κάθε τμήμα.

~ Ίδρυση Τμημάτων Ένταξης σε κάθε πολυθέσιο Μ/κο σχολείο και στελέχωσής τους με εκπαιδευτικούς Ειδικής Αγωγής & Εκπαίδευσης και για τα δύο προγράμματα. Αντίστοιχα και για τα δύο προγράμματα πρέπει να γίνονται οι αναγκαίες προσλήψεις για παράλληλη στήριξη.  Το ΚΕΣΥ και τα Ειδικά Σχολεία να στελεχωθούν με εκπαιδευτικό προσωπικό ώστε να μπορούν να υποδεχτούν και να στηρίξουν και μαθητές – τριες των μειονοτικών δημοτικών σχολείων.

~ Ίδρυση σχολικών βιβλιοθηκών στα μειονοτικά σχολεία και για τα δύο προγράμματα.

~  Επιλογή Διευθυντών/Υποδιευθυντών με τον ίδιο ακριβώς τρόπο που γίνεται η επιλογή Διευθυντών των δημόσιων δημοτικών σχολείων και από τα ίδια όργανα με διατήρηση της επιλογής Διευθυντή/ντριας από το τουρκόγλωσσο πρόγραμμα και Υποδιευθυντή/ντριας από το ελληνόγλωσσο. Διασφάλιση ενιαίας μείωσης του διδακτικού ωραρίου Διευθυντών/Υποδιευθυντών στο επίπεδο των Διευθυντών των δημοσίων σχολείων.

Β) Οι δύο Σύλλογοι θεωρούμε επιπλέον πως

~ Η αρχική αναλογία εκπαιδευτικών/μαθητών πρέπει να διαμορφωθεί στο 2/22 στα διθέσια σχολεία και να διατηρεί αντίστοιχη πρόοδο σε αναλογία μαθητών /τμημάτων/εκπαιδευτικών σε σχολεία με περισσότερα τμήματα. Επιπλέον χρειάζεται ενίσχυση και επέκταση των κτιριακών εγκαταστάσεων ώστε κανένα τμήμα να μην έχει περισσότερους από 15 μαθητές-τριες. 

~ Κατά τις αναστολές λειτουργίας των Μειονοτικών Σχολείων να εφαρμοστεί η ίδια διάταξη που ισχύει και τη λειτουργία τους. Λαμβάνοντας υπόψιν πιο διεξοδικά τις ιδιαίτερες τοπικές συνθήκες αλλά και τη γνώμη γονέων, σχολικής εφορείαςκαι εκπαιδευτικών θεωρούμε πως υπάρχουν περιπτώσεις μειονοτικών δημοτικών σχολείων που μπορούν να λειτουργήσουν και κάτω από το άτυπο όριο των 8 μαθητών (γεγονός που δεν απαγορεύεται άλλωστε από τη νομοθεσία). Το ίδιο ισχύει αντίστοιχα και για τη δυνατότητα λειτουργίας ολοήμερων τμημάτων. Επίσης, εκεί όπου υπάρχει ανάγκη, η ίδρυση και λειτουργία καινούργιου μειονοτικού σχολείου να γίνεται απρόσκοπτα.

~ Οι ώρες σίτισης στα ολοήμερα μειονοτικά σχολεία πρέπει να προσμετρώνται παντού ως διδακτικές όπως και στα δημόσια σχολεία . 

~ Πρέπει να καταργηθούν άμεσα οι διατάξεις του νόμου 4310/2014 που απαγορεύουν σε μουσουλμάνους εκπαιδευτικούς να εργαστούν στα μειονοτικά σχολεία. Συγκεκριμένα πρέπει να καταργηθεί το άρθρο 64. παρ.1 του νόμου 4310/2014 που απαγορεύει σε μουσουλμάνους εκπαιδευτικούς ΠΕ70 (δασκάλους-ες ελληνόγλωσσου προγράμματος) και ΠΕ71 (δασκάλους – δασκάλες Ειδικής Αγωγής και Εκπαίδευσης)  μέλη της μειονότητας της Θράκης να εργάζονται στο ελληνόγλωσσο πρόγραμμα των μειονοτικών σχολείων. Η ρύθμιση της παραγράφου αυτής, αντίκειται στο Σύνταγμα καθώς εφαρμόζει αρνητική διάκριση στην εργασία βάσει θρησκεύματος θυμίζοντας άλλες εποχές διοικητικών διακρίσεων σε βάρος της μειονότητας. Υπενθυμίζουμε πως μουσουλμάνοι/ες εκπαιδευτικοί ΠΕ70, ΠΕ71 εργάζονταν κανονικά το διάστημα 2001-2014 στα μειονοτικά σχολεία.

~ Πρέπει άμεσα να επανιδρυθούν οι οργανικές θέσεις που κακώς καταργήθηκαν στο 2ο και 4ο Μ/κο ΔΣ Κομοτηνής.

Οι δύο Σύλλογοι καταγράφουμε στο κείμενο αυτό σημεία συμφωνίας που προέκυψαν στις μεταξύ μας συναντήσεις. Πέραν αυτών ο κάθε Σύλλογος προφανώς μπορεί και έχει αποτυπωμένα αναλυτικότερα επιμέρους αιτήματα. Το σημαντικό είναι πως επιτέλους ξεκίνησε η απαραίτητη συζήτηση.

Οι δύο Σύλλογοι θεωρούμε πως για όλα τα ανωτέρω ζητήματα αναγκαία και ευπρόσδεκτη είναι η συμμετοχή στη συζήτηση όλης της μειονότητας και όλης της εκπαιδευτικής κοινότητας.

Οι δύο Σύλλογοι πέραν των ζητημάτων που αφορούν τη μειονοτική εκπαίδευση δηλώνουμε πως συνεργαζόμαστε για την υπεράσπιση και διεύρυνση όλων των εργασιακών, ασφαλιστικών και μισθολογικών δικαιωμάτων ενάντια στην εφαρμογή αντιεκπαιδευτικών και αντιλαϊκών πολιτικών  από όποια κυβέρνηση και εάν προέρχονται.

Derneğimizin Rodop İli Eğitimciler Derneği “Tris İerarhes” İle Yaptığı Ortak Açıklama

Derneklerimiz (Rodop-Meriç İlleri Selânik Özel Pedagoji Akademisi Mezunu Öğretmenler Derneği ve Rodop İli İlköğretim Öğretmenleri Derneği  “Tris İerarhes” Yönetim Kurulları ilk defa bir resmi görüşme gerçekleştirmişlerdir.

Bu tarihi görüşme, iki derneğin Azınlık çocuklarının eğitim haklarının ve dahi eğitimcilerin özlük ve diğer haklarının korunması yönünde işbirliği, verimli  istişare ve ortak mücadele arzularını belgelemektedir.

Görüşmede birçok konu ele alındı ve  bir dizi netice elde edildi; ki bunlar, bir yandan her iki derneğin  görüşlerini yansıtmakta, diğer yandan daha detaylı mütalaanın ve daha somut önerilerin yolunu açmaktadır.  Özellikle:

A) Derneklerimiz, Azınlık okullarındaki eğitimin önemine binaen gerekli  hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini düşünüyor; çocukların ve toplumun eğitim ihtiyacını  karşılayabilecek  daha modern azınlık ilkokulları talep ediyoruz. Önümüzdeki dönemde, sürekli işbirliği içerisinde teferruatlarıyla ele alıp biçimlendireceğimiz  önerilerimiz ana hatlarıyla şunlardır:

  • Uluslararası hukukla belirlenmiş ve koruma altına alınmış azınlık haklarına ve kültürüne saygı doğrultusunda, azınlık okulullarının faaliyetlerine yönelik yeni yasal çerçevenin  hazırlanması. Azınlık İlköğretim Okulu’nun işleyişine yönelik tüm özel düzenlemeler, azınlık öğrencilerinin eğitim ihtiyacını karşılamalı ve öğretmenlerin çalışma haklarını ihlal etmemelidir.
  • Her iki dildeki müfredatlar arasındaki işbirliğini öngören ve (bilişim teknolojileri gibi) çağdaş  öğretim konularını içeren yeni müfredat programının hazırlanması. Özellikle, Cuma günü ders saatleri çizelgesi için ivedilikle İslam dinine mensup öğrenciler ve öğretmenlerin dini inançlarına saygılı, mevcut teamül hukuku temelinde ve gerek öğrencilerin güvenliğini, gerekse sabah ve tam gün programındaki tüm eğitimcilerin çalışma haklarını teminat altına alan yeni hukuki düzenleme yapılmalıdır.
  • Her iki dildeki müfredat için,  tüm ilgili tarafların işbirliğiyle,  sözü edilen işbirliği ruhuna hizmet eden yeni kitapların  hazırlanması.
  • Her iki programda görevli  tüm öğretmenlere üniversite düzeyinde seminerlerin düzenlenmesi.
  • Tüm sınıflara her iki dilde (Türkçe ve Yunanca müfredatı için) haftada en az iki saate denk gelen kalıcı ders destek programının uygulanması.
  • Çok sınıflı azınlık okulllarının hepsinde kaynaştırma sınıflarının açılması ve her iki program için de Özel Eğitim kadrolarının oluşturulması. Aynı şekilde paralel destek (özel) eğitimi için her iki programa gerekli atamaların yapılması şarttır.Eğitim ve Danışmanlık Destek Merkezleri (KEΣΥ) ve Özel Eğitim okulları, azınlık okullarındaki  çocukları da kucaklayan ve  destekleyen kurumlar haline getirilip, gerekli elemanlarla donatılmalıdır.
  • Azınlık okullarında her iki müfredat için kütüphanelerin oluşturulması.
  • Okul müdürlerinin Türkçe müfredatı  öğretmenlerinden, müdür yardımcılarının Yunanca müfredatı öğretmenlerinden olmaları ilkesi korunarak; azınlık okullarındaki müdür ve müdür yardımcılarının seçilmeleri devlet okullarındaki müdürlerin seçimleriyle aynı ilkeler temelinde aynı organlar tarafından yapılmalıdır.Müdür/müdür yardımcıları ders saatleri devlet okulu müdürleri düzeyine çekilmesi temin edilmelidir.

B) İki dernek ayrıca şunların yapılmasına hemfikirdir:

  • Çift sınıflı okullarda öğretmen/öğrenci oranı 2/22 olarak ayarlanmalı, sınıf artışlarında da aynı orana sadık kalınmalıdır.Ayrıca mevcut okulların fiziki altyapı koşullarının iyileştirilerek yeni sınıfların ilave edilmesinden sonra sınıflardaki öğrenci sayısının on beş (15) rakamını geçmemesi sağlanmalıdır.   
  • Azınlık okullarının faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması hususunda, azınlık okulunun faaliyeti (açılması) hakkındaki mevcut yasalar çerçevesinde, özel ve yerel koşullar hassasiyetle dikkate alınarak,  encümen heyetleri, veliler ve eğitimcilerin de görüşleri alınmalıdır. Kanun hükümlerine dayanmayan uygulamayla kapatılan sekiz (8) öğrenci sınırının altına düşmüş bazı okulların  özel koşullardan dolayı çalışabileceğine inanıyoruz. Aynısı tam gün bölümlerinin çalıştırılması imkanı noktasında da geçerli olmalıdır. Ayrıca ihtiyaç olan yerlere yeni azınlık okullarının kurulmasına engelsiz izin verilmelidir.
  • Tam gün çalışan Azınlık okullarında beslenme saatleri, her yerde devlet okullarında olduğu gibi ders saati olarak sayılmalıdır.
  • Azınlık mensubu yunanca öğretmenlerinin (müslüman oldukları gerekçesiyle) azınlık okullarında çalışmalarını yasaklayan 4310/2014 sayılı Kanun hükümleri derhal yürürlükten kaldırılmalıdır. Özellikle PE70 (Yunanca öğretmenleri) ve PE71 (Özel Eğitim ve Öğretim öğretmenleri) branşlarına dahil Azınlık mensuplarının Azınlık okulları yunanca programında çalışmalarını yasaklayan 4310/2014 yasasının 64. Maddesinin birinci paragrafı kaldırılmalıdır. Bu fıkranın hükmü anayasaya aykırıdır; çünkü Azınlığa karşı dine dayalı negatif ayrımcılık uygulayarak,  idari ayrımcılıkların uygulandığı geçmiş dönemleri anımsatmaktadır. Hatırlatmak gerekir ki PE70 ve PE71 branşlarına sahip bu öğretmenler 2001-2014 yılları arasında azınlık okullarında yunanca öğretmeni olarak görev yapmışlardır.
  • Haksız yere kaldırılan kadro yerleri [Gümülcine (Komotini) 2. Azınlık Okulu ve Gümülcine (Komotini) 4. Azınlık Okulu] ivedilikle yeniden oluşturulmalıdır.
  • İki dernek bu metinde, birlikte gerçekleştirdikleri görüşmelerin neticesinde uzlaştıkları noktaları saptamışlar ve kaleme almışlardır. Bunların haricinde her iki derneğin konular hakkında daha etraflı düşüncelerinin olması mümkün ve tabiidir. Önemli olan, tartışma ve diyaloğun nihayet başlamış olmasıdır. 
  • Derneklerimiz, yukarıda sözü edilen konuların istişare edilmesinde tüm azınlığın ve tüm eğitim camiasının katılımının gerekli ve makbul olduğuna inanmaktadır.
  • İki dernek olarak, azınlık eğitimiyle ilgili meselelerin ötesinde, çalışma, sosyal ve özlük haklarımızın genişletilmesi hususlarında işbirliği yapacağımızı;  hangi iktidardan gelirse gelsin, eğitim ve halk karşıtı her türlü siyasal uygulamanın karşısında olduğumuzu bildiririz.

ΤΑ ΔΙΟΙΚΗΤΙΚΑ ΣΥΜΒΟΥΛΙΑ ΤΩΝ ΔΥΟ ΣΥΛΛΟΓΩΝ

İKİ DERNEĞİN YÖNETİM KURULLARI

Edebiyat Sayfalarından…

Gümülcine Şehrengizi PDF olarak indir

Gümülcine şehrin merkezinde tarihi çarşı içinde Yeni Camii ve Saat Kulesi

     Evliya Çelebi o meşhur Seyahatnamesinde “Bağ ve bahçelerinin etrafı kamışlarla çevrili olup, şehrin içinden Şikarlı çay denilen suyu çok tatlı bir nehir akmaktaydı. Bu küçük nehir üzerinde 5 ağaç köprü vardı ve şehre yakın akan Kalfa çayı ile birleşerek Akdeniz’e dökülmekteydi. Bu iki nehir binlerce bağ, bahçe ve bostanı da sulamaktaydı” diye bahsettiği şehir Gümülcine.

     Gümülcine Şehri, günümüzün resmi dilde Komotini şehri. Geçmişte Osmanlının Rumelideki önemli sayılabilecek şehirlerinden. Bölgede yaşayanların bildiği Gümülcine şehri.

     Peki şehrimiz, Gümülcinemiz hakkında şehrengiz yazıldığını kaçımız biliriz. Acaba Dürri Gümülcinevi adını daha önce hiç duyduk mu? Bu kadar soru yerer sanırım.

     Dürri Gümülcineli bir Divan şairidir. Fakat yakın zamana kadar bu gerçek bir yanlışlıktan dolayı bilinmiyordu. Gerçeğin gün yüzüne çıkması Dr. Sn. İlyas Yazar sayesinde olmuştur. Kendisi tez çalışması esnasında Dürri Divanı adıyla İstanbul Âtıf Efendi Kütüphanesindeki divanın Erzurumlu Ahmet Dürrî Efendiye ait olmadığını ortaya çıkarmıştır.

     Şehrimizin geçmişine ışık tutan bahse konu şehrengiz, Dürri Divanında yer alıyor. Yazılış tarihi de 1635-1642 yılları arasında olduğu anlaşılıyor. Mesnevi nazım biçimiyle yazılmış olan Gümülcine Şehrengizi 66 beyitten meydana gelir ve Divan’nın son kısımlarında yer almaktadır. Şehrengiz Divan’nın son kısmlarında “Gümülcine Yaylakı Ahâlisine Dürrî Efendinün Irsâl Eyledügi Şehrengizdür” başlığı ile yer alır.

Gümülcine tarihi çarşıda XIX. yüzyıla ait
Saat Kulesi

     Giriş kısmında Gümülcine yaylaklarını tasvir ederek, “Gördün mi yaylakı niçe ruh-fezadur/Her köşesi cennet gibi bir cay-ı safadur” beytinde Dürrî, Gümülcine şehrinin her köşesinin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu düşünür ve ilerleyen beyitlerde detaylarına girerek bu düşüncesini destekler.

     O dönemin Gümülcine şehrini Dürri anlatırken özellikle de sularında bahsediyor. Kara Oluk ve Yakuz Pınarı’ndan âb-ı hayat (hayat suyu) olarak bahseder ve “Bir hâlet irer kim olur ol mürde iken sağ” diyerek Kara Oluk suyundan içenlerin şifa bulur, hatta ölülerin bile dirileceği inanışını yansıtır.

     Şehrengiz’de Gümülcine şehri yazları çok sıcak olduğunu ve halkın yaylağa çıktığını, kendisinin de ahâli gibi davrandığını, “Can sohbetin ol çare yine eylediler mi/ Dürrì de geçen yil buradaydı didiler mi

     Dürrî Gümülcine oluklarından bahsederken,bir eğlence yeri olan Şeyh Oluğundan beyitlerinde bahsederken, bu oluğun değişik köşelerinde yapılan sohbetlerin zevkine değinir “Ya küşe-be-küşe yine sohbetleri var mı/

Osmanlı dönemi eserlerinden Selvili Camii’den geriye kalan minaresi

Şeyh Olığı başında her işretleri var mı” diye tasvirlerini sürdürür.

     Üç buçuk  asırı aşkın bir zaman önce gördüklerini, yaşadıklarını beyitleriyle bugünlere aktaran Dürrî Gümülcinevî VI. Murat dönemi Gümülcine şehri tasvirleriyle bizlere geçmişe yolculuk yapma imkânını verdiği için müteşekkiriz. Dürrî Gümülcinevî’yi bu sebeple de rahmetle anıyoruz.

     Şehrengiz, bölgenin siyasi, kültürel ve edebî değerini yansıtan çalışmalara ışık tutması açısından edebî ve tarihî değere sahip bulunmaktadır. Dürrî Dîvânı’nın XVII. yüzyıl Divan Edebiyatı’nın Batı Trakya’daki varlığını ortaya koyması açsından da önemli bir eser olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

İdris HASAN

Sınıf Öğretmeni

Türk Dili ve Edebiyatı Mezunu