Edebiyat Sayfalarından…

Gümülcine Şehrengizi PDF olarak indir

Gümülcine şehrin merkezinde tarihi çarşı içinde Yeni Camii ve Saat Kulesi

     Evliya Çelebi o meşhur Seyahatnamesinde “Bağ ve bahçelerinin etrafı kamışlarla çevrili olup, şehrin içinden Şikarlı çay denilen suyu çok tatlı bir nehir akmaktaydı. Bu küçük nehir üzerinde 5 ağaç köprü vardı ve şehre yakın akan Kalfa çayı ile birleşerek Akdeniz’e dökülmekteydi. Bu iki nehir binlerce bağ, bahçe ve bostanı da sulamaktaydı” diye bahsettiği şehir Gümülcine.

     Gümülcine Şehri, günümüzün resmi dilde Komotini şehri. Geçmişte Osmanlının Rumelideki önemli sayılabilecek şehirlerinden. Bölgede yaşayanların bildiği Gümülcine şehri.

     Peki şehrimiz, Gümülcinemiz hakkında şehrengiz yazıldığını kaçımız biliriz. Acaba Dürri Gümülcinevi adını daha önce hiç duyduk mu? Bu kadar soru yerer sanırım.

     Dürri Gümülcineli bir Divan şairidir. Fakat yakın zamana kadar bu gerçek bir yanlışlıktan dolayı bilinmiyordu. Gerçeğin gün yüzüne çıkması Dr. Sn. İlyas Yazar sayesinde olmuştur. Kendisi tez çalışması esnasında Dürri Divanı adıyla İstanbul Âtıf Efendi Kütüphanesindeki divanın Erzurumlu Ahmet Dürrî Efendiye ait olmadığını ortaya çıkarmıştır.

     Şehrimizin geçmişine ışık tutan bahse konu şehrengiz, Dürri Divanında yer alıyor. Yazılış tarihi de 1635-1642 yılları arasında olduğu anlaşılıyor. Mesnevi nazım biçimiyle yazılmış olan Gümülcine Şehrengizi 66 beyitten meydana gelir ve Divan’nın son kısımlarında yer almaktadır. Şehrengiz Divan’nın son kısmlarında “Gümülcine Yaylakı Ahâlisine Dürrî Efendinün Irsâl Eyledügi Şehrengizdür” başlığı ile yer alır.

Gümülcine tarihi çarşıda XIX. yüzyıla ait
Saat Kulesi

     Giriş kısmında Gümülcine yaylaklarını tasvir ederek, “Gördün mi yaylakı niçe ruh-fezadur/Her köşesi cennet gibi bir cay-ı safadur” beytinde Dürrî, Gümülcine şehrinin her köşesinin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu düşünür ve ilerleyen beyitlerde detaylarına girerek bu düşüncesini destekler.

     O dönemin Gümülcine şehrini Dürri anlatırken özellikle de sularında bahsediyor. Kara Oluk ve Yakuz Pınarı’ndan âb-ı hayat (hayat suyu) olarak bahseder ve “Bir hâlet irer kim olur ol mürde iken sağ” diyerek Kara Oluk suyundan içenlerin şifa bulur, hatta ölülerin bile dirileceği inanışını yansıtır.

     Şehrengiz’de Gümülcine şehri yazları çok sıcak olduğunu ve halkın yaylağa çıktığını, kendisinin de ahâli gibi davrandığını, “Can sohbetin ol çare yine eylediler mi/ Dürrì de geçen yil buradaydı didiler mi

     Dürrî Gümülcine oluklarından bahsederken,bir eğlence yeri olan Şeyh Oluğundan beyitlerinde bahsederken, bu oluğun değişik köşelerinde yapılan sohbetlerin zevkine değinir “Ya küşe-be-küşe yine sohbetleri var mı/

Osmanlı dönemi eserlerinden Selvili Camii’den geriye kalan minaresi

Şeyh Olığı başında her işretleri var mı” diye tasvirlerini sürdürür.

     Üç buçuk  asırı aşkın bir zaman önce gördüklerini, yaşadıklarını beyitleriyle bugünlere aktaran Dürrî Gümülcinevî VI. Murat dönemi Gümülcine şehri tasvirleriyle bizlere geçmişe yolculuk yapma imkânını verdiği için müteşekkiriz. Dürrî Gümülcinevî’yi bu sebeple de rahmetle anıyoruz.

     Şehrengiz, bölgenin siyasi, kültürel ve edebî değerini yansıtan çalışmalara ışık tutması açısından edebî ve tarihî değere sahip bulunmaktadır. Dürrî Dîvânı’nın XVII. yüzyıl Divan Edebiyatı’nın Batı Trakya’daki varlığını ortaya koyması açsından da önemli bir eser olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

İdris HASAN

Sınıf Öğretmeni

Türk Dili ve Edebiyatı Mezunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir